INSTYLE DERGİSİ · MAYIS 2026 (SAYFA 99)
"Zihnin Liderliği"
C-level yöneticilerden sporculara uzanan geniş bir alanda liderlik ve zihinsel dayanıklılık üzerine çalışan danışman ve konuşmacı Esin Aksoy, başarıyı koşullardan değil, zihnin çalışma biçiminden yola çıkarak ele alıyor.
Sizi bulunduğunuz noktaya getiren en önemli dönüm noktası neydi?
Dönüm noktası tek bir an değildi, bir birikimdi. Hayat bize sürekli okumamız, görmemiz gereken deneyimler, "an"lar gönderiyor. En sonunda o deneyimleri okuyarak, anlayarak, idrak ederek farklı dönüm noktalarına geliyorsunuz. Matematik mühendisliği okudum; sayılarla, sistemlerle, denklemlerle, müzikle hayatı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan küçük bir kız çocuğu olarak büyüdüm. Ama kurumsal hayatın tam ortasında, en "başarılı" göründüğüm dönemde içimde bir şeyin, bir gücün eksik olduğunu, aslında "ne kadar güçsüz olduğumu" hissettim. O his beni insan zihnini, zihnin nasıl çalıştığını, hareketlerimizi, davranışlarımızı, neyi neden yaptığımızı anlamaya itti. Bir gün, "Neden bazı insanlar baskı altında dağılırken, bazıları süreci inanılmaz bir şekilde yönetiyor, netleştiriyor?" sorusunu kendime sordum ve o soru beni bugüne kadar taşıdı. Bugün yaptığım işin temeli o farkındalığa ve çalışmaya dayanıyor: Koşullar değil, zihnin çalışma biçimi sonucu belirler.
Sayılarla başlayan bir kariyerden insan zihnine uzanan bu yolculuk nasıl gelişti? Mühendislik size ne öğretti?
Her şeyin bir sistemi var. İnsan zihni de öyle. Nörobilim, nefes, beden, müzik... Bunların hepsi birbiriyle konuşan sistemler. Matematik geçmişim sayesinde zihinsel performansa farklı bakıyorum; duygusal değil, analitik bir mercekten giriyorum ve bu yaklaşım özellikle liderlerle çalışırken çok güçlü bir zemin oluşturuyor. Duygu, düşünce ve beden birlikte çalışıyor. Ve bu sistem regüle değilse, en zeki, en başarılı insan bile yanlış kararlar alabiliyor. Bugün yaptığım şey aslında insanı analiz etmek değil, insanın iç sistemini regüle etmek.
Kurumsal hayatta çalışırken liderlikle ilgili sizi en çok şaşırtan şey ne oldu?
En başarılı, en deneyimli insanların baskı altında en temel kararları verirken zorlandığını ve kendi zihniyetini bilmediğinde pusulamız olan değerlerin nasıl yol gösterdiğini ya da gösteremediğini gördüm. Liderlik bilgi meselesi değilmiş; değerler, zihniyet ve zihinsel performans meselesiymiş. Bunu fark ettiğim her an içimde bir şeyler sürekli gelişiyor. Regülasyon önemli.
Yoğun stres altında çalıştığınız dönemlerde "net kalmak" sizin için ne demekti? Bunu nasıl başardınız?
Net kalmak, dış ve iç dünya içinde kaybolmamak, yani odaklanmak. Sakin olmak değil. Zihinsel gürültünün içinde bile yönünü bilmekti. Nefes ve sessizlik benim için bir araç olmadan önce de bir hayat kurtarıcıydı. Bir toplantı öncesinde, bir kriz anında, günlük iletişim içinde iki dakika; bilinçli bir nefes, bir bakıma "an"ın içinde durmak ve gözlemlemek. Fizyolojim sakinleşince zihin netleşiyor ve odaklanıyordu. Bunu öğrenmek yıllar aldı ama şimdi her şeyimi bu temelin üzerine inşa ediyorum. Çünkü netlik bir düşünce değil, bir sinir sistemi durumudur. Nefesle regülasyon, duygu farkındalığı ve zihniyet. Bugün yöneticilere aktarmaya çalıştığım şey de bu: Netlik, zihinsel bir yetenek değil; yönetilebilir bir durumdur.
Amerika'da yaşamak size kendinizle ilgili neyi fark ettirdi?
Beni tanımlayan hiçbir şeyin orada geçerliliği olmadığını. Unvan, çevre, konfor, bildiğim bir sistem yoktu. Ve o boşlukta şunu gördüm: Gerçekte kim olduğum, koşullardan bağımsız olarak ayakta kalabiliyordu. Amerika bana "ben" olmayı, her an yeniden başlamayı ve dışarıdan gelen onaylar olmadan var olmayı öğretti.
Bugün yaptığınız işte sizi diğerlerinden ayıran şey sizce ne?
Öncelikle rolüm kişileri motive etmek değil; ben içsel liderlik öğretiyorum. Fark ettiriyorum, yanında partner gibi duruyorum. "Güçlü ol" demiyorum; "regüle ol" ve "kendini gör" diyorum. Üst düzey aklımı, nörobilim bilgimi, sezgimi ve beden-zihin-nefes entegrasyonunu bir arada kullanıyorum. Bu kombinasyon Türkiye'de bence nadir. Üst düzey liderlerle çalışırken hem bilimsel derinlik hem pratik uygulama sunabiliyorum. Bu ikisini bir arada tutmak benim farklarımdan biri sanırım. Bunun yanı sıra mühendislik tarafımla öz ve sezgisel iletişimi bir arada kullanabilme yeteneğim. Bir de en önemlisi aktif dinleyebilmem ve duymam.
Üst düzey yöneticilerle çalışırken en sık karşılaştığınız zorluk ne oluyor?
Kabul etme direnci. Zaten çok iyi oldukları için o pozisyondalar. Bence kendini görme cesareti, içsel netlik süreci ve bu geçişe tanıklık etmek işimin en tatmin edici anlarından biri.
Everest yolculuğunuz size kendinizle ilgili ne öğretti?
Everest Base Camp'e gitmek doğum günüme 10 gün kala aldığım bir karardı. Bu karar, zihinsel performansımı görmem için kullandığım bir araçtı. İnsanın ne kadar güçlü olduğunu, içsel netliğin, nefesin nasıl daha iyi kullanılabildiğini, yokluğu, disiplini, bilinçaltına nasıl emir verilmesi gerektiğini birebir yaşayarak kendime ispat ettiğim bir süreçti. Everest bana ego ile sezgiyi birbirinden ayırt etmeyi ve içsel netliğin ne kadar önemli olduğunu daha da net öğretti.
"Farkı yaratan zihindir" diyorsunuz. Günlük hayatta bunu uygulamak isteyen biri nereden başlamalı?
Soru sormak ve sorgulamak ile başlayabilir. "Şu an tepki mi veriyorum, cevap mı veriyorum, seçim mi yapıyorum; gerekli mi ve değer mi?" Bu soruları gün içinde üç kez sormak bile zihinsel farkındalığı köklü biçimde değiştirir. Eklenebilecek ikinci şey ve bence olmazsa olmaz nefes. Gerçekten bilinçli, duraklayarak, kontrolünde alınan bir nefes.